Son haberler
İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ankara Garı saldırısı için anma etkiliğinde 18 gözaltı

Ankara’da polis, 10 Ekim 2015’teki katliamında hayatını kaybedenler için Ankara Garı’nda düzenlenen anma etkinliğine katılmak isteyenlere müdahalede bulundu. En az 18 kişi gözaltına alındı.

Ankara’da 10 Ekim 2015’te düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybeden 100’ü aşkın kişi için Ankara Garı’nda gerçekleştirilen anma etkinliğine katılmak isteyenler, polis engeliyle karşılaştı.


Sadece saldırıda ölenlerin ailelerinden oluşan bir heyetin, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve bazı milletvekillerinin Ankara Garı’na doğru geçmesine izin veren polis, etkinliğe katılmak için bir araya gelen diğer gruplara Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde müdahalede bulundu.

DW Türkçe’ye konuşan CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Polis herkese saldırdı. İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği ile temas kurduk. İçlerinde gazeteciler de var. 60’a yakın kişi gözaltına alınmış. GBT sorgulamasından sonra serbest bırakılacaklarmış” dedi. “Polis; katliamda eşini, çocuğunu kaybetmiş insanların meydanda anma toplantısına katılmaması, gazetecilerin olayı izlememesi için elinden geleni yaptı” ifadesini kullanan Kaya, “Acılı insanların, acılarını dindirmek için burda, Demokrasi Meydanı’nda iki damla gözyaşı dökmelerine bile izin verilmedi. Başkentte, devlete hiç yakışmayan bir tutum sergilendi. Bunu kabul etmek mümkün değil. Buraya Demokrasi Meydanı adı boşuna verilmedi” diye ekledi.

18 gözaltı

Ankara Emniyet Müdürlüğü, anma töreni sırasında yaşananlar ile ilgili Twitter hesabından açıklama yaptı. Açıklamada, terör saldırısında hayatını kaybeden vatandaşların yakınları ve bildirim dilekçesinde belirtilen sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin güvenli şekilde tören alanına alındığı belirtilerek “Bu esnada etkinlik alanına girmek isteyen marjinal gruplar tarafından görevlilerimize fiili mukavemet ve saldırılar yapılmış, bir görevlimizin burnu kırılarak yaralanmıştır. Akabinde saldırı ve mukavemette bulunanlardan 18 şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Şahıslar hakkında yasal işlem başlatılmıştır” denildi.


Ankara Garı önünde toplanan heyet ise üzerinde “10 Ekim katliamını unutturmayacağız” yazılı olan ve saldırıda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları bulunan bir pankart açarak ölenlerin anısına siyah balonlar uçurdu. Katliamda ölenlerin fotoğraflarının olduğu geçici anıta karanfiller bırakıldı. Ölenler için patlama saati olan saat 10.04’te saygı duruşu yapıldı.

Pandemi gerekçesi

Ankara Valiliği, tren garı önünde ve Karşıyaka Mezarlığı’nda gerçekleştirilmesi planlanan etkinliklerin pandemi gerekçesiyle sadece saldırılarda ölenlerin yakınları ve sivil toplum kuruluşlarının temsili katılımıyla yapılabileceğini duyurmuştu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin katliamın altıncı yıldönümü dolayısıyla Ankara Garı önüne yerleştirdiği “Matem Ağaçları”nın da Ankara Valiliği tarafından gece saatlerinde kaldırıldığı açıklandı.

Gar önündeki anma törenine ölenlerin yakınları, yaralılar, CHP ve HDP’li milletvekillerinin yanı sıra DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut ve KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik de katıldı.

Hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralıların kurduğu 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, katliama ilişkin ihmali olduğu öne sürülen kamu görevlilerinin yargılanmadığını hatırlatarak “Bilinmelidir ki insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” dedi. Coşgun, “Bugün alana yerleştirilemeyen, gece yarısı kaldırılan Matem Ağaçları ile anıt meydan ve anma yeri projesinin yapım süreci başlayacaktı. Bu proje her türlü baskıya karşı hayata geçecek” diye ekledi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Koramaz da konuşmasında, “Ankara Valisi ağacın nesinden korkuyor? Ağacı terörist olarak gören anlayış olur mu? Ankara Valisi barış temelli eylemlerimizin nesinden korkuyor?” ifadesini kullandı.

Dava sürecinde neler yaşandı?

Saldırıyla ilgili davada karar 2018 yazında açıklandı.

Mahkeme heyeti 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. 9 sanığa ayrıca öldürmeye teşebbüsten 10 bin 557’şer yıl hapis cezası verildi.

DEAŞ tarafından düzenlenen saldırıda 103 kişi yaşamını yitirirken 391 kişi de yaralanmıştı.

Yargı süreci 2 yıl süren Ankara Gar Saldırısı davasının seyrini 4 başlıkta inceledik:

10 Ekim 2015’te ne oldu?

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) çağrısıyla 10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nin düzenlenmesi planlandı.

10 Ekim 2015 – Ankara Garı saldırısı

Ankara Garı önünde düzenlenen Barış Mitingi’ne yönelik DEAŞ’ın bombalı saldırısında 103 kişi hayatını kaybetti, 500’ün üzerinde insan yaralandı.

Bu miting için başka sivil toplum kuruluşları da katılım çağrısı yaparken, aralarında Tarık Akan, Rutkay Aziz ve Bilgesu Erenus’un da bulunduğu sanatçılar da destek verdiklerini açıkladı.

Mitinge ayrıca Emekçi Hareket Partisi (EHP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Emek Partisi (EMEP), Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Kültür Vakfı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Halkevleri ve Haziran Hareketi de katılacağını açıkladı.

Mitingden kısa bir süre önce düzenlenen basın toplantısında DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, “13 yıllık AKP politikalarından mağdur olan herkes o gün Ankara’da olacak” dedi.

Miting için gelen katılımcıların sabah saat 10:00’da Ankara Tren Garı önünde buluşması ve buradan Sıhhiye Meydanı’na yürümesi planlanıyordu.

Kortejin önünde mitingi düzenleyen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ortak imzalı üzerinde “Savaşa inat, barış hemen şimdi. Emek, barış ve demokrasi” yazılı bir pankart yer alıyordu. Ancak katılımcıların toplanmaya ve kalabalığın artmaya başladığı sırada saat 10:04’te peş peşe iki patlama meydana geldi.

İki kişi tarafından eşzamanlı düzenlenen bu intihar saldırılarında 100 kişi yaşamını yitirirken, 391 kişi de yaralandı. Bu olay, Türkiye tarihinin en kanlı intihar saldırısı olarak kayıtlara geçti.

Olayla ilgili açılan davanın iddianamesinde canlı bombaların 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz ile açık kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu kişi olduğu belirtildi.

Yunus Emre Alagöz’ün 1995 doğumlu erkek kardeşi Abdurrahman Alagöz’ün de Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 34 kişinin yaşamını yitirdiği, 100’den fazla kişinin yaralandığı intihar saldırısını gerçekleştiren kişi olduğu açıklandı.

Saldırının ardından 3 gün ulusal yas ilan edildi.

Dava ne zaman başladı ve yargılamada neler yaşandı?

Saldırıyla ilgili 20’si tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Bu dava, Ankara Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde Kasım 2016’da görülmeye başlandı. Davanın savcısı Adnan Gümüş, 12 Haziran 2018’deki duruşmada 55 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı.

Gümüş, görüşünde “acımasız” ve “vahşi” olarak nitelendirdiği bu saldırının Irak Şam İslam Devleti (DEAŞ) adına gerçekleştirildiğini belirtti.

Sanıklardan Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç hakkında “100 kişiyi kasten öldürme” suçlamasından 100’er kez; “anayasal düzeni ihlal” suçundan ise 1’er kez olmak üzere toplamda 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Aynı sanıklar için ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapis cezası talep edildi.

İddianamede patlayıcı yapımında kullanılan malzemeleri Ankara’ya getirmekle suçlanan bu isimlerden Demir, Akaltın, Yakıp Şahin ve Tunç hakkında ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, nakletmek” suçundan 24’er yıla kadar hapis cezası istendi.

Sanık Erman Ekici hakkında “DEAŞ silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan istenen hapis cezası ise 22 yıl 6 ay.

Gümüş, firari sanıklar İlhami Balı, Savaş Yıldız, Edremit Türe, Deniz Büyükçelebi, Yakup Selağzı, Kasım Dere, Nusret Yılmaz, Mustafa Delibaşlar, Walentina Slobodjanjuk, Muhammet Zana Alkan, Ömer Deniz Dündar, Cebrail Kaya, Ahmet Güneş, Kenan Kutval, Bayram Yıldız ve Hasan Hüseyin Uğur hakkındaki davaların ayrılmasını ve yargılama sırasında ölen sanık Mehmet Kadir Cabael hakkında açılan davanın ise düşürülmesini talep etti.

İddianamede, saldırı talimatının IŞİD yöneticisi ve Türkiye sorumlusu olarak tanımlanan İlhami Balı tarafından verildiği belirtildi.

İddianamede saldırıyla ilgili ayrıntıların ise IŞİD’in Gaziantep Emiri Yunus Durmaz tarafından planlandığı belirtildi. Ayrıca bazı malzemelerin de Gaziantep’ten sevk edildiği vurgulandı.

Durmaz, Mayıs 2016’da Gaziantep’te bir eve düzenlenen operasyon sırasında üzerindeki intihar yeleğini patlatarak öldü.

Dava sonunda da 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Sanıklar haklarında suçlamalara ne dedi?

Sanıklar, duruşmalarda yaptıkları savunmalarda haklarında iddiaları reddetti.

Talha Güneş, Şubat 2017’de yaptığı savunmasında mahkemenin adaleti sağlamayacağına inandığını söyledi.

Güneş, herhangi bir suça ortak olmadığını belirterek, IŞİD’le bağlantısı olduğu iddialarını da reddetti.

Güneş ile aynı evde yaklanan Abdülmubtalip Demir de DEAŞ’la bağlantısı olmadığını belirtti. Demir, “Ben onların fikirlerini benimsemiş olsaydım burada değil, Suriye’de olurdum. Başına 600 bin lira ödül konulan bir adam olarak burada kalmazdım” dedi.

Demir’in savunması sırasında sarf ettiği bazı sözler mahkeme salonunda tansiyonun yükselmesine neden oldu.

Demir’in savunma hakkı sınırlarını aşarak, iddianame düzenleyen cumhuriyet savcısı, müştekiler ve müşteki avukatlarına yönelik hakaret ve tehdit içeren ifadeleri nedeniyle cumhuriyet başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verildi.

Diğer sanıklar da savunmalarında IŞİD ile bağlantılı olmadıkları ve saldırıyla bir ilgileri bulunmadığına dair ifade verdi.

Olayla ilgili ortaya atılan ihmal iddiaları neler?

Davanın Şubat 2017’de görülen duruşmalarında söz alan müştekiler, sanıkların yanı sıra ihmali olduğu gerekçesiyle kamu çalışanlarının da cezalandırılmasını istedi.

Saldırıda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in babası Erdoğan Tedik, olay yerine ambulansların geç geldiğini ve gösteri alanına girişlerde güvenlik önemlerinin az olduğunu anlattı.

Tedik, “İlk kez bir eylem alanına bu kadar rahat girdik. Bir tek polis yoktu. İhmali olan Ankara valisi, Emniyet Müdürü, İçişleri Bakanı ve katillerden şikayetçiyim. Yakalanamayan 15 IŞİD’çi katilin de yakalanmasını istiyoruz” dedi.

Diğer kurban aileleri de gerekli önlemleri almayan kamu görevlilerinden şikayetçi olduklarını söyledi.

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği de yaptığı açıklamalarda, kamusal görevlerini yerine getirmeyen kamu görevlileri de dahil olmak üzere tüm sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.

Dernek, “O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir” dedi. Ancak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu görevlileri hakkında yapılan suç duyurularını iki kez işleme koymama kararı aldı.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da patlamanın meydana geldiği yerin miting alanı değil, miting alanına giden yol olduğu için Ankara Garı’nın önünde güvenlik kontrolü bulunmadığını söylemişti. Davutoğlu, “Herhangi bir eksiklik, zaaf söz konusuysa kesinlikle giderilmesi için gerekli tedbirleri alır, ihmal varsa gerekli adımları atarız” demişti.

Dönemin İçişleri bakanı Selami Altınok da herhangi bir güvenlik zafiyeti olduğunu düşünmediğini ifade etmişti.

İlk yorum yapan siz olun

Yorum Yapın