Son haberler
İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kusursuz bir fırtına! Tedarik zinciri krizi dünya ekonomisini rotasından çıkarabilir mi?

Her şey çok iyi gidiyordu. Başarılı aşı programları, küresel ekonominin pandemi sonrası toparlanmasını sağlıyor, borsalar rekor seviyelere geri dönüyor ve fiyatlar, deflasyon korkularını geçmişte bırakacak kadar yükseliyordu.

Ancak başlangıçta lüks arabaların mevcudiyeti veya Noel ağaçlarımızın altında yeterli PlayStation olup olmayacağı konusunda bir soru işareti bırakan bir arz sıkıntısı, bunun yerine Liverpool’dan Los Angeles’a enerji, işgücü ve ulaşım sıkıntısı içeren tam bir krize dönüşüyor.


Tüm sorunlar bir şekilde pandemi sonrası, tüketici talebindeki artışla birbirine karışmış durumda. Hepsi birlikte ele alındığında, önde gelen bir ekonomistin küresel ekonomiyi rotasından çıkarabilecek “stagflasyonist rüzgar” dediği şeye işaret ediyor.

Sigorta devi Allianz’ın danışmanı ve Queens’ College, Cambridge’in başkanı Mohamed El-Erian, Çin sanayisi üretiminde bu haftaki sürpriz düşüşün, fiyatlar hızla yükselirken dünya ekonomisinin çökebileceğine dair açık bir uyarı olduğunu söylüyor.

Erian, “Şirketler daha az şaşırsa da tedarik zinciri sorunları çoğu politikacıların beklediğinden çok daha kalıcı. Hükümetler hızlı bir şekilde yeniden düşünmek zorundalar çünkü üç unsur – arz tarafı, ulaşım, emek- küresel ekonomide stagflasyonist bir rüzgar estirmek için bir araya geliyor” dedi.


Enerji kıtlığı, Birleşik Krallık’ta giderek artan sayıda benzin istasyonunun yakıtının bitmesi ve kuzey Çin’deki şehirlerin, dünyanın bir numaralı imalatçı ülkesindeki fabrikaları tam zamanında kapanmaya zorlamak ve güç sağlamak zorunda kalmasıyla sorunun en açık örneğini sunuyor.

Her iki ülke de, 12 ayda fiyatı neredeyse ikiye katlanarak varil başına yaklaşık 80 dolara yükselen doğalgaz ve petrol için dünya çapında bir kapışmanın ortasında yeterli rezervlere sahip olmadığı için fırtınaya yakalandı.

Vietnam gibi bazı büyük imalat ülkelerinde devam eden Covid ile ilgili kısıtlamalar ve çip sıkıntısıyla birlikte fabrikalar yeterince verimli çalışamıyor.

İngiliz otomobil üretimi, yarı iletken eksikliği nedeniyle ağustos ayında yıllık yüzde 27 düşerken; Avustralya, ABD ve Çin’e ihraç edilen araç sayısında büyük bir düşüşe yol açtı.

Perşembe (30 Eylül) günü, Volkswagen, Ford ve Opel üreticisi Stellantis, çip sorunu nedeniyle Almanya’da yeni geçici kapanmayı duyurdu. Opel, 2022 yılına kadar bir fabrikasını kapatıyor – bu şimdiye kadarki en uzun kapanma.

Nakliye maliyeti yüzde 291 arttı

Japonya’da mamul mal stokları endeksi, 2011 depremi ve tsunami felaketinin ardından görülmeyen seviyelere düştü. Ancak daha fazla enerji ve malzeme kaynağına sahip olabilse ve fabrikalar daha fazla mal üretebilse bile, malları göndermek yine de daha pahalıya mal olacak.

Drewry’nin konteyner maliyetini ölçen nakliye endeksi bir yıl öncesine göre yüzde 291 arttı. Çin’den Avrupa’nın en büyük limanı Rotterdam’a kadar bazı yoğun güzergahlarda, geçen yıl bir konteyner nakliye maliyeti 6 kat arttı.

Mallar, nihai varış noktalarına dolambaçlı yollardan ulaşsa bile işgücü sıkıntısı nedeniyle sorunlar bitmiyor. Kısmen koşullarla ilgili anlaşmazlıklar ve kısmen devam eden Covid kısıtlamaları nedeniyle Avrupa’nın birçok yerinde kamyon şoförü eksikliği gecikmelere neden oluyor.

Batı Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi’nde tedarik zinciri uzmanı olan Flavio Romero Macau, pandeminin ardından büyük ölçüde bastırılmış tüketici talebinin dünyanın hassas bir şekilde dengelenmiş ekonomik ekosistemini zorladığını söylüyor.

Macau, “Tüketiciler bir şeyler satın almak için çılgınlar gibi hareket ediyor çünkü dünya hükümet teşviklerinden, daha yüksek tasarruflardan ve bastırılmış taleplerden gelen dolarlarla dolu. PlayStation’lar, dizüstü bilgisayarlar, telefonlar, spor salonu ekipmanları insanların neleri satın almak istediğini düşünün” diyor.

Macau sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Daha yüksek talep ve kısıtlı arz, enflasyona eşittir: bundan çıkış yolu yok. Bütün bunları bir araya getiriyorsunuz ve bu mükemmel bir fırtına ortaya çıkıyor.”

Merkez bankaları faiz artırabilir

“Stagflasyon” tehdidi konusunda uyarılar artarken, ekonomistler enflasyonun gelişmiş ülkelerde kontrol altında tutulması için merkez bankalarının faiz oranlarını yükseltmek için daha hızlı hareket etmek zorunda kalabileceğine inanıyor.

İngiltere Merkez Bankası faiz oranlarını gelecek yıl yükselebileceğinin işaretin verirken ve ABD Merkez Bankası (Fed), 2022’de borçlanma maliyetini artırabilecek devasa pandemi teşvik planının sona ereceğini açıkladı.

Capital Economics’in baş ekonomisti Neil Shearing, İngiltere ve ABD ekonomisinin enflasyon baskısı altında olduğunu söylerken merkez bankalarının harekete geçmeye başladığı söyledi.

Shearing, “Riskler genellikle yukarı yönlüdür ve enflasyonun çok daha yüksek bir orana çıkması nedeniyle, para politikasını sıkılaştırmaya neden olacak” dedi.

Yıllarca ucuz kredinin ardından para politikasında bir paradigma değişikliğiyle; ülkeler tedarik zincirlerini kısaltmaya ve ithalata bağımlı olmamayı teşvik eden daha otarkist politikalarla “daha fazla kendi kendine yeterli hale gelmeye çalışırken” küresel ekonominin yeniden dengelenmesi sağlanabilir.

Romero Macau, birçok şirketin üretimi, ucuz işgücü arzının kuruduğu Çin’den Vietnam ve Meksika gibi ülkelere kaydırma şansının olabileceğine inanıyor. Macau, Meksika’nın Çin’den daha ucuz işçilik maliyetlerine sahip olduğunu ve özellikle Amerikan şirketleri için cazip hale gelebileceğini söyledi.

Dijital servet yöneticisi Moneyfarm’ın baş yatırım sorumlusu Richard Flax, krizin politikacıları ve iş dünyası liderlerini yeniden düşünmeye sevk ettiğini söyledi. Flax, “Büyük şirketler ve hükümetler, tedarik güvenliğinin yanı sıra maliyet konusunda da önemli mallar için tedarik zincirlerini gözden geçiriyorlar. Ya ikmal yoluyla ya da şirketler tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışarak, bazı sektörlerdeki tedarik zincirlerinin, kısaldığını görmeyi bekliyoruz” dedi.

The Guardian

İlk yorum yapan siz olun

Yorum Yapın